Asr-ı Saadetten Bir Kıssa Bin Hisse

Hz. Allah’ın Merhameti

Hz. Ömer Radıyallahu Anh anlatıyor: Bir gün Resulü Ekrem esirler arasında çocuğundan ayrılmış bir kadın gördü. Kadın çocuğunun hasretinden rastgelen çocuğu kucağına alıyor, onu sevip emziriyordu. Resulü Ekrem ashabına: “Hiç bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Ashab “Asla!” cevabını verdi. Bunun üzerine Resulü Ekrem: “O halde biliniz ki;  kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna merhametinden daha fazladır.” buyurdu. (Buharî, Müslim)

Namazın Fazileti

Hz. Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh anlatıyor:

-“Hz. Peygamber (sav)’ın şöyle söylediğini işittim:

-“Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı; ne dersiniz?”

-“Bu hal onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!” Peygamber Efendimiz de:

– “İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler.” buyurdu.

(Buharî,Mevakit 6 ; Mesacid 282,(666) ; Tirmizi, Emmt 5,(2872) ; Nesai, Salat 7. (1,23 H; Muvatta, Sefer 91. (1,174).)

Bu iltifata can mı dayanır

Peygamber Efendimiz: “Ya Ali, yarın kıyamet gününde şu yedi sınıf hayırlı ibadeti yapan kullarına Allah-u Teâlâ’nın bahşedeceği ikram ve ihsanı gören Cebrail Aleyhisselam: Ah! Keşke ben melek olmasaydım da insan olsaydım ve bu güzel ibadetleri yaparak Rabbimin iltifat-ı ilâhîcesine nail olsaydım diye hayıflanacaktır. Bu yedi sınıf hayırlı ibadetse şunlardır:

1-Beş vakit namazı güzelce kılmak,

2-Cenaze namazını kılmak,

3-Su dağıtmak,

4-İlmi sohbetlere devam etmek,

5-Hastaları ziyaret etmek,

6-Yetimlere saygı göstermek,

7-İki kişinin arasını bulmak.”

Namazdan Alıkoymak

Ebe Cehil Allah Resulünü namaz kılarken görürse boynunu çiğneyip, yüzünü sürteceğine dair putlara yemin etmişti. Bir gün Rasulullah’ı (sav) namaz kılarken görmüş ve dediğini yapmak üzere yanına varmıştı. Fakat birdenbire arkasına dönerek elleriyle korunarak çekinmişti. Onu bu halde görenler: “Ne oldu sana?” demişlerdi. O da şöyle cevap vermişti: “Onunla benim aramda ateşten bir hendek, bir takım kanatlar var.”

Rasulullah(sav) buyurdular ki: “Ebe Cehil eğer bana yaklaşsaydı, melekler onu parça parça ederlerdi. Bu olay üzerine şu ayetler inmiştir: “Namaz kıldığı zaman bir kulu engellemekte olanı gördün mü? Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise, Ya da takvayı emrettiyse. Ali Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise, O, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu? Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu alnından (perçeminden) tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkâr alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Hayır; ona boyun eğme, (Rabbine) secde et ve yakınlaş.” (Alak 9-19)

Kulun Hz. Allah’tan Ümidi

Ebû Hureyre Radıyallahu Anh Peygamber Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatır:

Cehennem ateşine giren kimselerden iki kişi şiddetli bir şekilde feryat etti. Bunun üzerine Allahü Teâlâ:

-Çıkarın şunları! diye emir buyurdu. Çıkarılınca kendilerine:

-Neden feryadınız çok şiddetlendi? diye sordu. Onlar:

-Bize merhamet edesin diye böyle yaptık, diye cevap verdiler. Allahü Teâlâ:

-Benim size rahmetim, gidip kendinizi, önceden bulunduğunuz ateşin içerisine tekrar atmanızdır, buyurdu.

Döndüler ve bunlardan birisi, kendini tekrar ateşe attı. Allahü Teâlâ da, kulu emrine uyduğu için ateşi soğuk ve selâmet kıldı. Diğeri ise yerinde durdu ve kendini tekrar ateşe atmadı.

Allahü Teâlâ kendisine:

-Niçin arkadaşının attığı gibi, sen de kendini ateşe atmadın? diye sordu. Adam:

-Ey Rabbim, muhakkak ki ben, ateşten çıkarıldıktan sonra tekrar beni oraya atmayacağınızı ümit ve niyaz ederim, diye cevap verir. Bunun üzerine Allahü Teâlâ:

-Niyaz ve ümidin kabul olunmuştur, buyurur ve Rablerinin rahmeti ile her ikisi de Cennete girerler.    (Tirmizî)

Selamın Kat Kat Sevabı

İmran bin Husayn Radıyallahu Anh anlatıyor:

Bir adam, Allah’ın Resulüne geldi ve «esselâmü aleyküm» dedi. Peygamber Aleyhisselâm da, «aleyküm es-selâm» diyerek selâmını aldı. Sonra adam oturdu. Peygamber Aleyhisselâm bu âdâmın «esselâmü aleykum» demesiyle alâkalı olarak:

-On sevap! buyurdu.

Sonra bir başka adam geldi ve «esselâmü aleyküm ve rahmetullah» dedi. Peygamber Aleyhisselâm aynı şekilde «ve aleykum es-selamü ve rahmetullahi» demek suretiyle onun da selâmını aldı. Adam oturdu. Adamın böyle demesi sebebiyle Peygamber Aleyhisselâm:

-Yirmi sevap! buyurdu.

Daha sonra bir başkası geldi ve «esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhû» dedi. Allah’ın Resulü aynı o adamın söylediği şekilde selâmını aldı. Adam oturdu. Peygamber (sav) bu adamın selâmı sonuna «ve berekâtuhû» yu ilâve etmesi üzerine de:

– Otuz sevap! buyurdu.     (Ebû Davud, Tirmizî)

Öfkelenmemek

Adamın biri Resûlullah’a (s.a.v) geldi ve,

– Ey Allah’ın Resulü! Bana bir şeyler öğret ve az söyle ki hafızamda tutabileyim, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) ona,

– Kızma, dedi. Adam sorusunu birkaç defa tekrarladı, Peygamber Efendimiz (s.a.v) her defasında ona yine “kızma” dedi.        (Tirmizî)

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) vermiş olduğu bu cevap, bütün kötülüklerin temelinde öfkenin ve yine bütün hayırların temelinde de öfkelenmemenin yattığını göstermektedir.

Mü’minun Suresi

Resûlullah (s.a.v), bir gün sahabilerle oturuyordu. Birden secdeye kapandı ve uzun süre secdede kaldı. Sonra başını secdeden kaldırdı, ellerini açarak şöyle dua etti:

“Allahım! Bize ikram et, bizi hor hakir bırakma. Bize nimetini artır, noksanlaştırma. Bize izzet ve şeref ver, bizi zelil etme.”

“Yâ Resûlallah, niçin böyle söylediniz?” diye sordular. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bana bir sûre nazil oldu ki kim onunla amel ederse cennete girer” (Hâkim).Sonra da şu âyetleri okudu:

“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; onlar ki namazlarında huşu içindedirler; onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; onlar ki zekâtı verirler; onlar ki iffetlerini korurlar; ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine o (müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler; ve onlar ki namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır.” (Mü’minûn 23/1-10)

Hz. Ebubekir’i Yılan Sokması

Hz.Ebubekir Radıyallahu Anh mağaraya girdi. Eliyle yerleri yokladı, düzledi. Mağaranın bir tarafında bir delik buldu. İzarını yırtıp orayı tıkadı. Geri kalan kısmına da ayaklarını dayadı. Sonra Resulullah’a; buyurun! dedi.

Resulullah içeri girdi. Başını, Hz. Ebubekir’in dizine koyup uyudu. O sırada Hz. Ebubekir yılan deliğini kapamış olan ayağından ısırıldı. Resulullah’ı uyandırmak korkusuyla hiç kımıldamadı. Ancak, gözlerinin akan yaşı Resulullah’ın yüzüne damlayınca O’nu uyandırdı. Rasulü Ekrem;

– Ne oldu sana Ya Ebubekir? diye sordu. O da;

-Babam, anam sana feda olsun! Yılan tarafından ısırıldım! dedi.

Rasulullah, ısırılan yere tükürüğünü sürünce ayağındaki ağrı, sızı dindi…

En Üstün İbadet

Ebû Saîd Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:

Bir adam Peygamber Aleyhisselâma:

– Kıyamet gününde, Allah nezdinde en faziletli ibadet hangisidir? diye sordu. Allah’ın Resulü:

– Allah’ı çok, çok zikreden erkeklerle kadınlardır, buyurdu. Adam:

– Allah yolunda harbeden gaziden de daha faziletli midir bunların derecesi? diye sordu. Peygamber Aleyhisselâm:

-Gazi, kafir ve müşrikler ile kılıca kırılıp kana bulaşıncaya kadar kılıcı ile savaşsa, yine Allah’ı zikredenlerin derecesi ondan üstündür, buyurdu.

(Tirmizî)

İki Cihanda da İyilik İste

Enes Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:

Peygamber Aleyhisselâm Müslümanlardan hasta olan bir kimsenin ziyaretine gitmiş idi. Hasta o kadar zayıflayıp küçülmüştü ki, âdeta bir civciv gibi olmuştu.

Peygamber Aleyhisselâm kendisine:

-Bir şey için dua eder veya Allah’tan diler miydin? diye sordu. Adam:

-Evet; «ey Allah’ım bana ahirette vereceğin cezayı dünyada ver!» derdim, diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselâm:

-Sübhânallah, yapamaz miydin, yahut beceremez miydin, «ey Allah’ım bize dünyada ve ahirette iyilik ver, bizi cehennemden koru!» deseydin ya! buyurdu.

Sonra Allah’ın Resulü bu kimseye dua etti; Allahü Teâlâ da sıhhatini bağışladı.

(Müslim, Tirmizî)

Dertlilerin Devası

Ebû Saîd Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:

Peygamber Aleyhisselâm bir gün mescide girdi ve orada Ensâr’dan Ebû Ümame’ye rastladı.

-Ey Ebû Ümâme, ne diye namaz vaktinin dışında seni mescitte oturur halde görüyorum? diye sordu. Ebû Umâme:

-Beni saran dertler ve borçlar yüzünden ey Allah’ın Resulü, dedi. Peygamber Aleyhisselâm:

-Sana bir dua öğreteyim mi, bunu okuduğun zaman, Allah derdine deva verir, borcunu ödettirir? buyurdu. Bunun üzerine Ebû Umâme:

– Öğret, ey Allah’ın Resulü, dedi. Peygamber Aleyhisselâm:

-Sabah ve akşam şu duayı oku! buyurdu.

«Allâhümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazeni ve eûzi bike minel aczi vel keseli ve eûzü bike minel cübni vel buhli ve eûzü bike min gelebetiddeyni ve kahrirricâl» ey Allah’ım, kederden, dertten, acizden ve tembellikten, korkudan ve cimrilikten, borcun üstelenmesinden ve ricalin kahrından sana sığınırım!

Ebû Umâme diyor ki: Bunu okudum, Allah hem derdimi giderdi, hem de borcumu ödetti.

(Ebû Davud)

Şeytana Karşı Silah

Ebû Melih Radıyallahu Anh şöyle anlatılıyor:

Bir adam dedi ki, Allah’ın Resulünün terkisinde idim. Hayvanın ayağı sürçtü. Bunun üzerine ben de:

-Şeytan helak olsun! diye söyledim. Peygamber Aleyhisselâm da buyurdular ki:

-Şeytan helak olsun deme. Zira böyle söylediğin zaman, şeytan o kadar kabarır ki koca bir ev gibi olur ve «Bu işi ben yaptım» der. «Bismillah» de ki, böyle söylediğin zaman, şeytan sinek miktarı oluncaya kadar küçülür.

(Ebû Davud, Neseî)