Hicret

Hicret, Arapça kökenli bir kelimedir. Hicret sözcüğü “terk etmek, ayrılmak, bir yerden başka bir yere göç etmek” demektir.

 

Hicret, Müslüman birey veya topluluğun, inançları yüzünden baskı gördükleri bir yerden başka bir yere göç etmesine verilen isimdir. İslâm terminolojisinde hicret kavramı ile Hz. Muhammed ve diğer Müslümanların 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmeleri kastedilir.

Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, âilesini, kabîlesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke’de bırakarak Peygamberimizin izniyle Medine’ye göç eden Mekke’li Müslümanlara “Muhâcirler” adı verilmiştir. Medine’de muhâcirleri misâfir eden, onlara bütün imkânları ile yardımcı olan Medine’li Müslümanlara da “Ensâr” denilmiştir. Muhâcirler ve Ensâr, Kur’ân-ı Kerîm’de birçok konuda övülmüşlerdir.

 

620 yılında Akabe’de Medineli altı kişi, Hz. Peygamberle buluşmuş ve gelecek yıl tekrar görüşmek üzere sözleşmişlerdi. Ertesi yıl hac mevsiminde, on iki kişilik bir topluluk “Birinci Akabe”de gece vakti Hz. Peygamberle buluşarak biat ettiler. Medineliler bu görüşmede Hz. Peygamberden, İslâm dinini anlatacak ve namazlarda imamlık yapacak bir kimse istediler. Hz. Peygamber de onlara Mus’ab b. Umeyr’i gönderdi. Bu bir bakıma Medine’ye yapılan ilk hicret sayılabilir.

 

621 yılında Birinci Akabe Biatı’ndan bir yıl sonra yine hac mevsiminde Mus’ab b. Umeyr ile birlikte ikisi kadın olmak üzere yetmiş iki kişinin katıldığı “İkinci Akabe Biatı” gerçekleştirildi. Bu durum İslâm’ın Medine’de hızla yayıldığının açık bir göstergesi durumundadır.

Müşriklerin zulümleri yüzünden Mekke’de Müslümanlar barınamaz hâle gelmişlerdi. Bu sebeple 2. Akabe Bîatında Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların Medine’ye hicretleri de kararlaştırılmıştı. Peygamberimiz “Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…” diyerek Müslümanların Medine’ye hicretlerine izin verdi. Safer ayının 26. günü başlayan Hicret, Rebiülevvel ayının 12. günü Medine’ye 3 km. uzaklıkta bulunan Kubâ’ya ulaşılmasıyla tamamlanmıştır. Mekkeli müşriklerin baskılarına dayanamayan müslümanlar daha önce de iki kâfile halinde Habeşistan’a hicret etmişlerdir.

Hz. Ömer dışındaki Müslümanlar, Hz. Peygamber’in izniyle Medine’ye hicreti gizlice yapmışlardır. Hz. Ömer ise hicret edeceği zaman, kılıcını kuşanarak, Kâbe’yi tavaf etmiştir. Daha sonra orada bulunanlara kendisinin de hicret edeceğini haykırarak; “İşte ben Medine’ye gidiyorum. Analarını ağlatmak, karılarını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler peşime düşsün.”dedi. Ömer’in hicreti Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hicretinden 15 gün kadar önce olmuştu.

 

Hicret ile birlikte, Müslümanlar müşriklerin zulüm ve baskılarından kurtulmuştur. İslam’ın yayılması için uygun bir ortam oluşmuştur. Medine’de İslam Devleti’nin temelleri atılmıştır. Medine’deki Yahudilerle Medine Antlaşması imzalanmıştır. Medine’ye Mescid-i Nebi yapılmıştır. Mekke Dönemi Sona ermiş Medine dönemi başlamıştır. Mekke ve Medine halkları arasında kardeşlik duygusu geliştirilmiştir.

Hicret İslâm inkılâbının başlangıcı gibi düşünülebilir. Bu nedenle hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ömer’in hilâfeti sırasında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi, Hicrî-Kamerî Takvim için “takvim başı” olarak kabul edilmiştir. Rasûlullah (s.a.s.)’in hicreti Peygamberliğin 13’üncü yılında, 12 Rebiulevvel / 23 Eylül 622’de olmuştur. Bu tarih aynı zamanda Peygamber Efendimizin 53’üncü doğum yıldönümüdür.

 

 

İlgili Yazılar