Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi Rabbil Âlemin Vesselatu Vesselamu Ala Nebiyyil Kerim Ve Ala Alihi Ve Sahbihi Ecmain.

Bir şahıs Allah dostu olan bir insanı ziyaret ederken taşıdıkları ilahi şerefe hürmeten abdest almak gereklidir. Mümkünse gusül abdesti almak daha iyidir.  Edebi hafife almak kalbi dağıtır, fazileti azaltır, feyzi keser. Hâlbuki muhabbet edeb ister, gevşeklik deil. Edeb zillet deil tam tersine izzetdir. Müridin mürşidi huzurundayken yüksek sesle konuşması, mürşidine karşı ayağını uzatması, hareketlerine dikkat etmemesi manen müridin zararına olur. Zira mürşid olan  zat cenabı Hakkın Resulünü (Sav) temsil eder ki mürşide karşı yapılan edebsizlik bi zatihi Cenab-ı hakka yapılmış olur. Çünkü mürşid müridin avukatıdır. Yevmül kıyamede herkes avukatıyla tanınacak. Bu ayetle de sabit, hadisle de sabit, büyüklerin sözüyle de sabit, haliyle de sabit. Peki böylesine yüce bir zata yapılan edebsizliğin elbette bir karşılığı olur ki değil söylenmesi akla gelmesi bile insanı kahreder. Cenab-ı Hak müslümanların vekili evet ama o vekile götürecek bir vekil lazım. Peki, o zat orda devreye girer. Aklı olan hemen durup düşünür peki benim vekilim beni götürmez ise halim ne olur. Bak nefis hemen yavaşlar. İşte edebsizliğin cezası da oraya bırakılır. Vay o güne o kişinin haline…

İmam Kuşeyri Hazretleri anlatıyor;                                                                                                     

“Hazretimin huzurunda ilk gittiğim zamanlarda mutlaka gusül abdesti alır ve mutlaka oruçlu olurdum. Çoğu zaman dergâhın kapısına gelir bu mübarek zatın huzurunda benim gibi birisinin böylesine mübarek bir dergâhta ne işi var, hangi yüzle o zatın yüzüne bakabilirim diye düşünür ve kapıdan dönerdim. Huzura vardığımda ise bazen derdimi dinler ve benle alakadar olurdu. Ve bazen de hiç konuşmadan kalkardık. Ama ben bir hikmeti vardır. Benim bu halim mürşidime, üstadıma malumdur der ve ben sürekli bu itikat üzerine oldum. Cenab-ı Hak da beni mübarek zatın huzurunda mahcup etmedi. Ben ise daima aklıma yatsa da yatmasa da her fiilinin bir hikmeti vardır dedim ve itikat ettim. Rabbime hamdolsun ki Hazretim elimi bırakmadı. Ve kendi de çoğu zaman sen bize hürmet ettin, Cenab-ı Mevlam razı olsun derdi. İşte bir edeb bana hazretimin duasını almama vesile oldu.”

Büyüklerde;                                                                                                                                            

Edeb Taç İmiş Nuru Hudadan Giy Ol Tacı Emin Ol Her Beladan.

Derler ve dergâh girişlerine yazarlarmış. Resulullah (Sav) efendimiz de hadis-i şeriflerinde; Büyüklerine hürmet etmeyen, küçüğüne merhamet etmeyen, âlimlerin hakkını bilmeyen bizden değildir buyurmuşlar. Burada âlimden maksat Cenab-ı Hakkın dostları olan kullarıdır. Yani müridin mürşididir. Yani evliyaullahtır. Anne babaya salih kimselere ayağa kalkıp ellerini öpmek müstehabtır. Özellikle müridin mürşidine karşı bu hali sergilemesi riyakarlık değil de yani birileri görsün için deil de beni rabbime kavuşturan zaat düşüncesiyle hareket etmesi ve hürmet etmesi mürid üzerine düşen bir borçtur. Bu halin sergilenmesi ise mü’minliğin, dervişliğin alametlerindendir. Zira aksi olan zillet küçük düşme söz konusu olamaz. Bu hal ancak aşktan, muhabbetten meydana gelen bir haldir ki anlatmakla da elde edilen bir hal değildir.

Cenab-ı Hak hepimize bu hal ile hayırlısıyla hâllenmeyi nasip etsin. Selam ve dua ile… 

Ve Selamun Alel Mürselin Velhamdülillahi Rabbil Âlemin.

İlgili Yazılar