Osmanlı’da Cülûs Törenleri (Cülûs-u Hümayun)

Osmanlı devlet törenleri içerisinde en önemlisi devletin yapısını ve iktidar anlayışını işaret eden cülûs törenleridir. Tahta çıkış törenleri olan cülûs törenleri en eski Türk devletlerinden itibaren her devirde yapıldığı gibi Osmanlı Devletinde de kuruluşundan başlayarak her devirde çeşitli şekillerde kutlanmıştır. Ölüm veya hall gibi sebeplerle boşalan tahtın en kısa zamanda doldurulması yani herhangi bir iktidar boşluğunun yaşanmaması için cülûs töreninin mümkün olan en kısa zamanda yapılması esastır. Normal şartlar içinde sarayda ölen bir padişahın yerine geçecek olan veliahd şehzade en kısa zamanda

hazırlanır, ölen padişahın cenazesi hazırlanmadan önce devlet erkanı, ordu temsilcileri ve ulemanın katılımıyla derhal cülûs merasimi yapılırdı. Padişah, sefer veya göç nedeniyle başka bir yerde ölmüşse cülus töreni payitahtta veya ölen padişahın olduğu yerde yapılırdı.

 

Osmanlı tahtında saltanatın intikali genel olarak iki şekilde olmuştur. Devletin henüz beylik olduğu ilk yıllarda padişahın oğulları olan şehzadeler babalarıyla birlikte yönetime ve savaşlara katılırlar, idari ve siyasi tecrübe edinirlerdi. Zamanı gelince padişahın ve etrafındaki soylu Türk beylerinin de onayladığı birisi babasının ölümü ile birlikte tahta geçerdi. Daha sonra şehzadelerin sancağa gönderilmesi ile bu durum fazla değişmemiş olup yine padişahın ve devlet erkanının tercih ettiği veya ordunun bilhassa saltanat müjdesi verilerek tahta davet edilmiştir. Şehzadelerden en liyakatlısını devlet adamları ve ordunun

tercihi ile iktidara getiren bu usul güçlü padişahların tahta geçmesi sağlanmıştır.

 

Osmanlı Devleti’nde İstanbul’un fethinden sonra cülus merasimlerinin çoğu Topkapı Sarayı’nda yapılmıştır. Tahta geçecek olan şehzade Şimşirlik’te ki dairesindeyken Kızlar ağası ve Silahdarağa yanına gidip padişahın vefat ettiğini ve saltanat nöbetinin kendisine geldiğini söyleyerek tebrik ederler. Ardından yeni padişah önce Hırka-i saadet dairesine gidip orada bir şükür namazı kıldıktan sonra has odada yakın hizmetindeki vazifelilerin ilk önce biat etmeleri Osmanlı geleneği idi. Ardından Sadr-ı azam ve Şeyhülislamın daha sonra Darüssaade ağasıyla, Enderun ricalinin biatlerini kabul ederdi. Biat, cülusun tamamlayıcı unsuru olup, hükümdara yapılan sadakat ve itaat şeklidir.

İlgili Yazılar