Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Doğumu ve Çocukluğu      

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Rebîülevel ayının 12. gecesi  (20 Nisan 571) Mekke’nin doğusunda yer alan Hâşimoğulları Mahallesi’nde doğmuştur. Peygamberimiz (s.a.v)’in babası Abdullah doğumundan iki ay kadar önce Suriye’den dönerken Yesrib’de (Medine) hastalanarak 25 yaşında vefat etmiş ve orada defnedilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), annesi Hz. Âmine’ye hiç zahmet vermeden dünyaya gelmiştir. Dedesi Abdulmuttalib Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in doğumu üzerine bir ziyafet vermiştir. O’na Muhammed adını koymuştur.

 

Kureyşliler bu ziyafete sebep olan çocuğa ne isim koydun dediklerinde o da Muhammed cevabını vermiştir. Ecdâdında olmayan bu ismi neden koydun diye sorduklarında ise umarım ki O’nu yerde halk, Ulvilikler âleminde ise Hak çok övecek cevabını vermiştir. Muhammed’in anlamı da “çokça hamd-ü sena edilmiş kimse”dir. Annesi de Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e Ahmed demiştir. Ahmed de Cenab-ı Hakk’ı yüce sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslinden gelmiştir. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v): “Ben devirden devire, (nesilden nesile, âileden âileye) seçilerek intikal eden Âdemoğulları soylarının en temizinden naklolundum, sonunda içinde bulunduğum ‘Hâşimoğulları’ âilesinden neş’et ettim”, buyurmuştur. Başka bir hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.v) “Allah, Hz İbrâhim’in oğullarından Hz. İsmâil’i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi, Kureyşden Hâşimoğullarını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir.” buyurmuştur. Diğer bir hadis-i şerifte de Efendimiz (s.a.v) “Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti. Âdem’den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır.” buyurmuştur.

 

Efendimiz (s.a.v)’in doğduğu Mekke’nin havası çocuklar için uygun değildi. Bu yüzden burada doğan bebekler çölde yaşayan sütannelere verilmiştir. Efendimiz (s.a.v)’in sütannesi ise Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme olmuştur. 4 yaşına kadar Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e sütannesi Halîme bakmıştır. Halîme, önceleri yetim bir çocuğu emzirmenin kârlı bir iş olmayacağı düşüncesindeydi. Zamanla bu yetim çocuğun evine bolluk ve bereket getirdiğini görmüş ve onu öz evlatlarından da çok sevmiştir. Sütkardeşi Şeyma’da Efendimiz (s.a.v)’in bakımında annesine yardım etmiştir.

 

Dört yaşındayken Efendimiz (s.a.v.) annesine teslim edilmiştir. Altı yaşındayken de annesi ile birlikte Medine’ye akrabalarını ve babasının kabrini ziyarete gitmiştir. Bir süre Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönmek üzere yola çıkmışlardır. Dönüş yolunda annesi hastalanarak vefat etmiştir. Son nefesini vermeden önce Efendimiz (s.a.v)’i bağrına basarak “Her yeni eskiyecek, her fâni yok olup gidecek, Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem, Namımı ebedi kılacak hayırlı bir halef bırakıyorum…” şeklinde bir şiir söylemiştir.

 

Altı yaşında öksüz kalan Peygamber Efendimiz (s.a.v)  sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kalmıştır.  Abdülmuttalib’in yaşı oldukça ileriydi ve Efendimiz (s.a.v) sekiz yaşındayken dedesi Abdülmuttalib vefat etmiştir. O da ölürken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i öz amcası olan Ebû Tâlib’e emanet etmiştir. Efendimiz (s.a.v) Sekiz yaşından sonra amcası Ebû Tâlib’in yanında kalmıştır.

İlgili Yazılar